İmajı Düşünmek
Felsefeciler arasında imaj tartışması genellikle hayal gücünün ürünü olan zihinsel imajlarla maddi, duyumsanır bir yüzeyde tezahür eden dışsal imajlar arasındaki karşıtlığa indirgenerek yapılır. İlki bilinç akışına dahil ve geçiciyken ikincisi maddi bir dayanakta sabittir. Oysa sanatın imajları söz konusu olduğunda zihinsel imajlar ve algının imajları arasındaki ikilikten yola çıkmak yerine ikisi arasındaki geçiş alanını ele almak daha doğrudur. Sanatın imajları için bu iki alan aslında aynı fenomenin iki yüzüdür. Bu yüzden öznellik ve nesnellik arasındaki geçiş bölgesini düşünmek gerekir. İmajın anlamı bilincin dünya ile kurduğu bedensel ve yönelimsel ilişkide, eserin bilince sunum biçiminde, görünürlüğünde ortaya çıkar. Bu yüzden sanatın imajı gerçeklikten ödünç alınan hayaletimsi bir kopya, bir neredeyse-şey değil aksine gerçekliğin görünür kılınması için onun üzerine gelen bir fazlalık, tensel bir ifadedir. İmajı belli bir yere mıhlayan, onu mekânsal bir belirlenime indirgeyen her yaklaşım eserin imajının fazlalık mantığını ıskalar çünkü onun fiziksel çevresi ile kurduğu ilişkiyi askıya alan kendine özgü bir mekânsallığı ve zamansallığı bulunur. Eğer imaj mekânsal düzene indirgenemiyorsa, bunun nedeni onun anlamına dair bir ayrıcalıkla ilgilidir. Tıpkı sözcüklerin anlamlarını dünya ile benzerlikten değil içsel bir yapıdan almaları gibi sanatın imajları da anlamlarını sadece gündelik nesnelerle benzerliklerine borçlu değildir. Sanatın imajının bir şeyleri gösterme biçiminin kendine özgü özellikleri bulunur. İmajda ortaya çıkan ikonik anlam bütünüyle sözel anlama tercüme edilemez çünkü ikonik fazlalık öncelikle okunurlukla değil görünürlükle ilgilidir. Bir imajı imaj olarak tespit etmek ve ondaki fazlalığı fark etmek için temsil modeli yeterli değildir. Bu yüzden temsilin işlemesi için imajların tanınmasını sağlayacak kültürel arka plana ihtiyaç varmış gibi görünür. İmajın temsili modele göre bakışın doğruluğunu sağlamak için onu eğitmek gerekir. Peki gerçekten her imaj temsil midir? Tüm imajlar mevcut bir şeyin pasif kopyası olarak temsil edilebilir mi?
Erken kayıt indirimi için son tarih: 1 Mayıs 2026
Kayıt için son tarih: 15 Haziran 2026
Ücretlere üç öğün yemek, çay ve içme suyu dahildir.
1977’de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra aynı okulda Felsefe Yüksek Lisansı yaptı. İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi’nde işletme ve felsefe alanlarında uzun yıllar asistanlık yaptı. Bir grup arkadaşıyla beraber Seyyar Sahne adlı tiyatro grubunu ve Stoa’yı kurdu ve her iki kurumda da oyuncu, şarkıcı, bahçıvan, aşçı ve yönetici olarak çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Programı’ndan “Louis Althusser’in İlk ve Orta Dönem Eserlerinde Olumsallık Meselesi” başlıklı tezi ile doktora derecesi almıştır.
Başak Kaptan Şiray 1978 yılında İzmir'de doğdu. Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü'nden mezun oldu ve Grafik Tasarım alanında yüksek lisansını tamamladı. 2003 yılında DAAD bursu ile Münster Sanat Akademisi'nde eğitim aldı ve sanatsal çalışmalarına film, video ve yeni medya alanlarında devam etti. 2004 yılında Lyon Ulusal Güzel Sanatlar Okulu'ndan post-diplome bursu aldı ve Fransa'da ENBAL'de yerleşik sanatçı olarak çağdaş sanat alanında çalışma ve araştırmalarına devam etti. Doktorasını 2013 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim Bilimleri Programı'nda tamamladı. Mardin Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Görsel Sanatlar Bölümü'nde (2014-2020) ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Radyo, TV ve Sinema Bölümü'nde (2020-2024) yardımcı doçent olarak çalıştı. Halen Türk-Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri Bölümü'nde doçent olarak ve İstanbul'da görsel sanatçı olarak çalışmaktadır. Araştırma alanları arasında kültürel kimlik temsilleri, güncel sanat politikaları, yeni medya, dijital sanat ve film çalışmalarında duygulanım teorisi ve dokunsallık yer almaktadır. Sanatsal çalışmalarında saha araştırmalarından, gündelik hayattan, bireysel ve kolektif tarihlerden derlediği hikâyeleri detaylı görsel anlatılara dönüştürr. Çizim, baskı resim ve analog animasyon kullanarak, eşikte hatırlamanın maddeselliğini ve dokunsallığını araştırır.
Emre Şan 1982'de Denizli'de doğdu. Lisans eğitimini Galatasaray Üniversitesi’nde, yüksek lisans ve doktorasını Paris 1 Panthéon Sorbonne’da tamamladı. Doktorasından sonra Ecole Normale Supérieur’de post-doktora araştırmaları yapan Emre Şan’ın fenomenolojide aşkınlık problemi üzerine yazdığı kitabı Renaud Barbaras’ın önsözü ve Institut Universitaire de France ödülüyle yayınlanmıştır (Paris, Mimesis/Vrin, 2012). La Revue Philosophique de Louvain, Studia Phaenomenologica, Chiasmi International, Les Études Philosophiques, Implications Philosophiques, Cogito, Ethos, Doğu Batı, Felsefi Düşün, Kaygı gibi dergilerde ve Cercle Herméneutique, Springer Contributions to Phenomenology gibi kitap dizilerinde makaleleri çıkan yazar, Merleau-Ponty üzerine Türkçe bir derleme hazırlamış (Merleau-Ponty, İstanbul, Say, 2015) ve bir kitap bölümü ("Estetik Dünyanın Logos'u", Dünyanın Teni, Metis, 2017) yazmıştır. Cogito (Yapı Kredi Yayınları) dergisinin yayın kurulunda yer alan yazar ayrıca derginin Merleau-Ponty özel sayısının (88/2017) dosya editörlüğünü yapmıştır ve Çağdaş Fransız Felsefesi ve Fenomenoloji Hareketi başlıklı bir derleme yayınlamıştır (İstanbul, Pinhan, 2017). 2015 yılında L’Université Catholique de Louvain (UCL) tarafından iki yılda bir verilen Prix Mercier ödülüne layık görülen Emre Şan, halen İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nde öğretim üyesidir.
Mehmet Şiray, İstanbul'daki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde doçenttir. Felsefe doktorasını Mainz Johannes Gutenberg Üniversitesi'nden almıştır. Sanat felsefesi, estetik, çağdaş felsefe ve edebiyat teorisi ile ilgili olarak G. Bataille, B. Spinoza, R. Girard, J. Rancière ve J. L. Nancy üzerine çeşitli makaleler yayınlamıştır. 2009 yılında Peter Lang tarafından yayınlanan "Performans ve Performanssallık" adlı kitabın yazarıdır.
Koç Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapmakta olan Umur Başdaş, Alman Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Yale Üniversitesi’nde siyaset felsefesi alanında doktorasını tamamladı. Doktora tezinde Eleştirel Teori geleneğindeki doğa kavramının evrimini inceledi ve Habermas’ın doğayı dilsiz bir nesneye indirgemesini Kant, Hegel, Fichte ve Adorno’nun estetik okumaları üzerinden eleştirdi. Diğer çalışmalarında Kant’ta estetik ve etik, Hegel’de mantık ve bilinç, Adorno’da ise doğa ve sanat arasındaki ilişkiye odaklandı. Bugünlerde estetik ve ontoloji arasındaki bağ üzerine düşünmeye devam ediyor.
| Konaklama adı | Erken Ödeme Tarihi | Erken Ödeme Fiyatı | Geç Ödeme Tarihi | Geç Ödeme Fiyatı | Fiyat | Öğrenci Fiyatı |
|---|---|---|---|---|---|---|
| Kendi Çadırı | - | 10695 TRY | - | - | 11950 TRY | - |
| Yatakhane | - | - | - | - | 112 TRY | - |
| 4 Kişilik Banyolu Oda (Ranzalı) | - | - | - | - | 134,4 TRY | - |
| 3 Kişilik Banyolu Oda | - | - | - | - | 145,6 TRY | - |
| 2 Kişilik Banyolu Oda | - | - | - | - | 156,8 TRY | - |
| Tek Kişilik Banyolu Oda | - | - | - | - | 246,4 TRY | - |
StoA - Beden Sanatları ve Araştırmaları Merkezi
Selçuk’tan Şirince’ye ilk minibüs 7:00′de. 10:00′a kadar her 20 dakikada bir minibüs var. Daha sonra 10:00′dan 17:00′e kadar her 30 dakikada bir minibüs var. 17:00’dan son sefer saatlerine kadarsa her 20 dakikada bir minübüs var.
Son sefer saatleri şöyle:
- 1 Ekim – 30 Mart arası 17:40,
- 1 Nisan – 30 Mayıs arası 19:40,
- 1 Haziran – 30 Eylül arası 20:40. Her 20 dakikada bir var.
Minübüs şöförüne Yorgo Restoran’ın önünde (köyün tam girişi oluyor) ineceğinizi söylemelisiniz. Ama söylemeyi unutup son durakta inseniz de Yorgo Restoran son duraktan 150 metre uzaklıkta sadece.
Şirince ile Stoa arası 900 m. Yaklaşık 10-12 dk sürüyor. Yol boyunca tabelalar var.